Featured

Milyon dolarlık soru, “İhracat yapacak yeni müşteriyi nereden buluyoruz?” 

İngilizce’de çok önemli bir olay için “the million dollar question” tabiri kullanılır, eminim birçok kişi bu metafora aşinadır. İhracat yapan firmalar için “ihracat yapacağımız yeni uluslararası müşteriyi nereden buluyoruz” sorusu sadece metafor değil, kanlı canlı bir gerçek olarak karşılarında durmaktadır. 

Hemen akıllara gelen makina, metal işleme, döküm, yazılım gibi sektörlerdeki firmalarda birkaç müşteriyi doğru tespit etmek, milyon dolarlık bir ihracatın kapısını açabilir. Tabi diğer taraftan bakarsak, doğru tespit edememek milyon dolarlık ihracat potansiyelini çöpe atabilir. 

Yeni müşterileri nereden buluyoruz?

Sanayici firmalarımız yeni müşteriyi çoklukla,

-Fuarlardan

-Referanslarından

-Ülke ziyaretlerinden

buluyorlar. Bunlara geleneksel yöntemler diyebiliriz.

Bu yöntemlere son yıllarda,

-Dijital pazarlama

-İş Geliştirme Danışmanları

gibi iki yeni yöntem daha eklenmiş olarak görünüyor.

Bunların herhangi birinin çok iyi veya en iyi olmasından bahsetmek mümkün değil. Önemli olan bu yöntemleri bir arada, bir plan ve strateji dahilinde kullanabilmek.

Plansız müşteri bulmanın yarattığı sorunlar

Eğer böyle bir plan ve strateji kurulmazsa iki önemli sorunun ortaya çıktığını gözlemliyoruz.

Birincisi firmaların kısıtlı olan kaynakları yanlış harcanabiliyor. Örneğin çok da önemli olmayan bir fuara veya yurtdışı gezisine ciddi bir mali kaynak harcanabiliyor. Bu kaynak o kadar büyük olabiliyor ki firmalar yılın tüm ihracat pazarlama bütçesini bu tek gezide veya fuarda bitirmiş olabiliyorlar. 

Daha kötüsü bazen firmaların bir fuar katılımında veya uluslararası ziyarette hedefleri net olmayabiliyor. “Sektörde herkes katılıyor, falanca ülkede müthiş müşteri varmış” gibi gerekçelerle yapılan geziler sonucunda, anlamlı bir sonuç üretilemiyor. Maalesef bu gibi durumlarda en kötüsü, yılın geri kalanında ihracat biriminden mucizeler yaratması beklenebiliyor. 

Plan ve strateji olmadan çalışmanın yol açtığı ikinci önemli sorun ise firmaların ihracatta sürdürülebilir bir sistem kuramıyor ve sürekli bir uluslararası satış sağlayamıyor olmasıdır. Evet bu şekilde çalışıldığında, bazen bir ihracat yöneticisi firmayı belli bir noktaya taşıyabiliyor. Başarılı işler yapıyor. 

Maalesef bu durum, firma yönetimlerinde bir rehavete yol açıyor. “Zaten ihracat yöneticimiz başarılı, biz işi ona devrettik, ihracat işini ona devrettik…” gibi cümleleri bu tarz firmalarda duyabiliyoruz. Ama bu firmaların kurumsal kültürüne etki edecek bir iş yapılmadığı için, maalesef sözü geçen bu yönetici ayrıldığında, ihracat birimi en başa dönüyor. Çünkü bu firmada kimse, nasıl yeni müşteri bulup, yeni ihracat satışı getirebileceğini bilmiyor. 

Özetle ihracatta yeni müşteri bulabilmek için temelde beş ana yöntem bulunmaktadır. Firmalar bu yöntemleri bir plan ve strateji dahilinde kullandığında yeni ihracat müşterisi edinmek zor değil. Fakat yöntemler yanlış kullanıldığında her şeyin ters gitmesi içten bile değil. Başlıkta sorduğum milyon dolarlık soruyu siz de yeniden firmanız için kendinize sormalısınız.  

Bu yazının aslı 02.09.2022 tarihinde ODS Danışmanlık Espresso Dergisi‘nde yayınlanmıştır.

Featured

Konşimento bilgilerini/gümrük bilgilerini satın almak ihracatınızı artırmak için çözüm olur mu?

Çok büyük ihtimalle, HAYIR. 👇

Danışman olarak sahada çok sık olmasa da karşılaştığım sorulardan bir tanesi de budur.

“Bir internet sitesi, bir gümrük firması eski çalışanı, ihracat işlerini yalamış yutmuş falanca bize gtip’imizin kime satıldığını, kaça satıldığını, tüm isimleri verecek, işe yarar mı?”

Bu soru ile karşılaştığımda, benim cevabım karşı bir soru sormak oluyor.

“Aldığınız veriler yasal mı?”

Değilse,

*verilerin doğruluğundan emin olamazsınız.

*veri uydurulmuş olabilir.

*verinin bir kısmı uydurulmuş olabilir. (satıcı doğrudur da alıcılar veya fiyatlar yanlıştır.)

*verilerin devamlılığından emin olamazsınız. (bir ay işinizi çözdü veriler, ya sonra?)

“Rakibimin kime sattığını bilirsem, ben de ona satabilirim” sözünü de sık duyuyorum. Bu da kısmen doğru ve sağlıklı bir iş geliştirme değil.

Bunun yerine ODS Consulting Group‘ta size ihracatta (uluslararası iş geliştirmede)

*satış kanallarınızı tespit etmeyi

*rakiplerinizi incelemeyi

*potansiyel uluslararası müşterileriniz ile doğrudan görüşmeyi

*bir pazarlama bütçesi yapmayı

esas olan bir danışmanlık modeli ile çalışıyoruz.

Sağlıklı bir ihracat modeli kurmak veya geliştirmek zor değil, sadece çalışmak gerekiyor.

#satış #consulting #pazarlama #ihracat

Yeni mezunlar için üç iş mülakatı tavsiyesi

Bugün ODS Consulting Group‘ta işe alım günü 😎🍀🌏 Adaylar bireysel değerlendirmeler, yetenek testleri ve vaka çalışmaları gibi farklı değerlendirmele süreçlerinden geçecekler.

ODTÜ’de bu gibi mülakatlara “Business Communication” dersi ile bizi hazırlayan Tuğrul Atasoy Hocamızdan öğrendiklerimin bana çok faydasını gördüm.

Son 5 yıldır da genişçe bir ekip ile çalışıyorum. Özellikle 95 ve sonrası doğumlu, yeni mezun yüzlerce aday ile mülakatlara girdim, beraber çalışıyoruz.

Özellikle yeni mezunlar için bu iki tecrübemden edindiğim üç tecrübemi iş mülakatlarına girecekler için paylaşmak isterim.

-Mülakatına gireceğiniz şirketin, internet sitesini ve sosyal medya hesaplarını didik didik araştırın (daha doğrusu “stalk”layın. mülakatta sorulacak birçok şey aslında orada 🙃).

-Mülakatına gireceğiniz şirketin rakiplerini tespit edin ve benzer şekilde onların da tüm internet bilgilerini didik didik araştırın. (mülakatta buradan edineceğiniz bilgiler sizin için fark yaratacaktır 😎)

-Hangi pozisyon için adaysanız, bu pozisyonun gerektirdiği becerileri araştırın. Örn. Satış pozisyonu için hangi beceriler gerek, İhracat danışmanı ne iş yapar, gibi soruları internette arattığınızda karşınıza çıkan iş tanımları size ne kadar uyuyor, bu becerilerin ne kadarı sizde var, bunları mülakatlardan önce düşünün. (Hepimiz becerilerimizden dolayı bir pozisyonda istihdam ediliyoruz. Seçilen değil, seçen olmak için becerilere sahip olduğunuzu mülakatta net bir şekilde anlatmalısınız. 👩‍💻)

Herkese güzel günler dilerim 🍀

#işealım#mülakat#yenimezun

İtalya Pazarına İhracat Yapmak (Kocaeli Ticaret Odası Etkinliği)

Kocaeli Ticaret Odası’nın üyelerinin dış Pazar sahalarını genişletmek amacıyla düzenlediği, ülke bilgilendirme toplantıları İtalya ile devam etti. Toplantıda İtalya pazarını daha yakından tanıyan üyeler, iş, ihracat ve yatırım yapmanın yollarını da öğrendi 

Kocaeli iş dünyasının lider kuruluşu KOTO, “İtalya Ülke Bilgilendirme Toplantısı & Türkiye İçin Yatırım Fırsatları” konulu toplantı düzenledi. KOTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Gezer’in ev sahipliği yaptığı programda, ODS Danışmanlık Genel Müdürü Okan Seçkin, ülke pazarlarını tanıma, ODS Danışmanlık İhracat Danışmanlığı Birim Yöneticisi Mehmet Aksürmeli- ihracat yapma yol ve yöntemleri, ODS Danışmanlık İtalya Temsilcisi Banu Bakkalbaşı da, İtalya’da iş ve yatırım ortamı hakkında kapsamlı bilgiler verdi. 

‘KOTO OLARAK İHRACAT ÖNCELİĞİMİZ’

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren KOTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Gezer, iki ülke arasındaki ticari verileri de paylaşarak “Oda olarak üyelerimizin ihracat yapmasını çok önemsiyoruz. Bu sebeple geçtiğimiz yıl bir ihracat atağı projesi başlattık ve üyelerimizi ihracatın her aşamasıyla ilgili bilgilendirdik. Bu bilgilendirmelerimiz sayesinde ihracata başlayan birçok üyemiz oldu ve olmaya devam ediyor. İhracata başlayan üyelerimizin pazar arayışlarına yönelik olarak da “Ülke Bilgilendirme Toplantıları” organize ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Özbekistan ve Hollanda ülke bilgilendirme günleri yaptık, bugün de İtalya pazarındaki fırsatlardan bahsedeceğiz. Umuyoruz ki tüm üyelerimiz bu toplantılardan istifade ederler.

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK İHRACAT GERÇEKLEŞTİRDİĞİ 3. ÜLKE 

Bildiğiniz gibi İtalya, Almanya ve Birleşik Krallık’tan sonra Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştirdiği 3. ülkedir. Ayrıca İtalya, Türkiye’nin 5. tedarikçi ülkesi konumundadır. İtalya Türkiye ticaret verilerine bakacak olursak 2018 yılında ihracatımız (6 milyar 264 milyon dolar) önceki yıla kıyasla % 14,3 artmış; ithalatımız (7 milyar 282 milyon dolar) % 0,4 oranında artış göstermiştir. İtalya – Kocaeli ticaret verilerine bakacak olursak, 2018 yılı TÜİK’ten alınan verilere göre Kocaeli’den İtalya’ya yapılan ihracat 385.373.060 euro ve Kocaeli’nin İtalya’dan yaptığı ithalat ise 653.444.571 Euro’dur. TCMB verilerine göre, 2005-2017 döneminde ülkemizden İtalya’ya gerçekleşen doğrudan yatırım miktarı 276 milyon ABD Doları civarındadır. Türkiye’nin 2017 yılında yurtdışına gerçekleştirdiği 3,18 milyar dolar değerindeki toplam yurtdışı doğrudan yatırımda, İtalya 27 milyon dolar %0,8 pay ile 15. sırada yer almaktadır. 

KOCAELİ’DE 10 İTALYAN FİRMA FAALİYET GÖSTERİYOR 

İtalya’nın önde gelen 50’den fazla firmasının Türkiye’de temsilcilikleri mevcuttur. Kocaeli’de de İtalyan Sermeyeli 10 firma bulunmaktadır. Türkiye’deki İtalyan firmaların sanayi sektöründe ağırlıklı olarak gıda, hazır giyim, kimyasal ürünler, elektrik-elektronik, makine imalatı, mobilya, demir-çelik, otomotivde; hizmet sektöründe ise ticaret, turizm, haberleşme, bankacılık ve yatırım finansmanı üzerine yoğunlaştıkları görülmektedir. İtalya ile Türkiye arasında büyük bir ticaret potansiyeli vardır. Bugün de burada ODS Danışmanlık firması uzmanları ile İtalya ticaret fırsatlarını konuşacağız” dedi. 

DOĞRU İHRACATIN METODOLOJİSİ 

ODS Danışmanlık İhracat Danışmanlığı Birim Yöneticisi Mehmet Aksürmeli, ihracata karar verme, başlama ve başarıya ulaşma yöntemleriyle ilgili kapsamlı bilgiler vererek, “İhracat hedeflediğimiz ülkeleri belirlerken ticari istatistiklerden mutlaka yararlanmak gerekiyor. Doğru ülkeyi bulup, görüşmeleri gerçekleştirip, belli bir sıcaklığa getirdikten sonra kendi dilinde ziyaret etmek ve onları ülkemizde ağırlamak gerekiyor. Bu süreçlerden sonra ihracatın olmaması için ya doğru ürün değildir ya aşamayacağımız bir sertifikasyon sorunu vardır. Doğru metodoloji budur. Şöyle bir yanlış algı var. Firmalar, sadece fuar seviyesinde ihracata yatırım yapmayı çok tutarlı ve mantıklı görüyorlar. Bu hatalı bir alışkanlık. Fuarlara harcanan ciddi paralar sonuç üretmeyebiliyor. Bir ihracat departmanının yapması gereken haftada 5 gün potansiyel müşterilerimizi aramak, 6 ayda bir yurt dışı ziyareti planlamak, yılda 1 kez de fuar ziyaretleri programlamak. Fuarlar günümüz için çok yavaş kalıyor. Sadece fuara dayalı ihracat stratejisi oluşturmamalıyız” dedi. 

İTALYA HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER 

ODS Danışmanlık İtalya Temsilcisi Banu Bakkalbaşı da, İtalya’nın yüksek vergiler ve işgücü maliyetlerinin fazlalığı nedeniyle yatırımcıların gözünü korkuttuğunu ancak konum olarak Avrupa’nın tam ortasında yer aldığını açıklayarak, “İtalya dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip. G7’ye dahil olmasından da görebiliyoruz. Her ne kadar Türkiye ve tüm dünya İtalya’yı yemekleri ve doğal güzellikleriyle tanınsa da ciddi bir teknoloji altyapısı var. Bu teknolojik alandaki gelişmeleri otomobil ve makine konusunda çok ilerletmiş durumdalar. Milano şehri son dönemlerin en büyük bağlantı noktalarından birisi. Birçok Amerikan markası Milano şehrini kendine baz alıyor. Milano ekonomik olarak da çok gelişiyor. 61 milyon nüfusu var. Yaklaşık 11 milyonu 19 yaş altı. Çok fazla genç sayılmasa da tüketici için hedef olan 30-50 yaş arası nüfusun yüzde 27,5’ini oluşturuyor. İtalyan ekonomisi 1.8 trilyon civarında. Kişi başı milli geliri 30 bin dolar ve IMF’nın tahminlerine göre toplam milli gelir 2.5 trilyon civarında olacak. 

KUZEYDE ORTA VE GÜNEY İTALYA’DA BİRÇOK POTANSİYEL VAR

Avrupa’nın ortasında bulunuyor. Türkiye’ye yakınlığı çok önemli bir unsur. Federatif bir yapıya sahip. Nüfus çok dağınık. İtalya deyince hepimizin aklına Milano ve Roma geliyor ama Milano’nun nüfusu 1,5 milyon, Roma’nın nüfusu ise sadece 3,5 milyon. Bu da şu demek: Türk firmaları ihracat yapacakları zaman İtalya’nın neresine gidecekler? Hangi bölgeye, hangi şehre, hangi alana odaklanacaklar? Kuzeyde orta ve güney İtalya’da birçok potansiyelleri var. İtalya ile olan ihracatımız gerçekten çok önemli. Türkiye ve İtalya arasındaki işbirliklerinde bakacak olursak; Bizim için onlar 3., onlar için biz 4. sıradayız. Şuanda maalesef biraz düşüşe geçmiş durumda. Dolar bazında bile düşüşe geçmiş durumda. Halbuki en yükselmesi gereken dönem. Çünkü İtalya’da vergiler çok yüksek. Her türlü vergi çok yüksek. Hem gelir vergisi çok yüksek, hem personel maliyeti çok yüksek. Bütün Avrupa’da öyle ama İtalya’nın biraz daha farklı bir özelliği var. 

TÜRKİYE İÇİN EN AVANTAJLI DÖNEM 

Özellikle İtalyan sanayi firmaları dışarıyla işbirliği yapmak zorundalar ve yapıyorlar. Yoksa yaşayamıyorlar, hayatta kalamıyorlar. Bizim Türk firmaları olarak en agresif olmamız gereken dönem. Maalesef bizim için dezavantaj ama Euro-TL paritesinin bu oranda olması ihracat için çok önemli bir avantaj. Çok yakın olması başka bir avantaj. İtalyan firmalar gerek kontrol gerek iş takibi açısından fiziki yakınlıktan dolayı çok kolay gidip gelebiliyorlar. Türk personeli çok kalifiye. Çok düzgün iş yapıyorlar. İtalyanlar işlerini burada çok rahat götürebiliyorlar. Yeter ki onlara ulaşım sağlansın. 

AVRUPA’NIN PARLAYAN YILDIZI: İTALYA 

Maalesef Türkiye’yi hala bir Avrupa ülkesi olarak göremedikleri için istedikleri iletişimi sağlayamıyorlar. Bu iletişim sağlandığında ticari ilişkilerin çok net olarak arttığını ve uzun vadeli olarak arttığını görüyoruz. Bu nedenle bu düşüşün çok rahat toparlanabileceği bir dönemden geçiyoruz. Türkiye ve İtyalya arasındaki ticari sektörler; makine parçaları. Sanayisi çok büyük olduğu için otomobil parçası ve yan sanayi çok önemli. Gıda olabilir. Her zaman için Türkiye’nin en büyük ihraç kalemlerinden bir tanesi gıda olmuştur. Makine sanayii de İtalya’da genişletilebilir bir sektör. İtalya bir dönem düşüşe geçese de Avrupa’daki yıldızı şuan çok parlak. Amerikan birçok şirket Avrupa’daki yapılanmalarını Milano üzerinde yapıyorlar. Amerika veya uzak doğudan İtalya’da konumlanıyorlar. Gerek stratejik yapısı gerek ulaşım imkanlarından dolayı parlayan bir yıldız. Birçok uluslararası markaların İtalya şubesi var. 

İTALYA’DA YATIRIM ORTAMI VE MALİYETLER 

Yatırım teşvikleri konusuna gelecek olursak; İtalya’da yatırım teşvikleri var ancak fakat federatif yapıya göre çok değişken. Şirketin kuruluşu, hangi şehirde olduğu, kimin kurduğu, yapacağınız çalışmalara göre çok değişkenlik gösteriyor. Fakat ihracat yapmak isteyen bir firmanın İtalya’da bir şirket kurarak bunu yapması en azından ilk dönemler için çok verimsiz. Bir şirketin nerede kurulacağı, nerede aktif olacağı söz konusu ülke İtalya ise çok önemli. Çünkü çok dağınık bir yapıya sahip İtalyan nüfusu. İkincisi maliyetler çok yüksek. Asgari ücretli bir çalışan için örnek bir hesaplama var. Bu resmi bir maaş bordrosu. Asgari ücretli çalışanın eline aylık geçen rakam 1 bin 100 Euro. Bu kişinin şirkete maliyeti 2 bin 500 Euro. Arada kalan kısım vergi. Ve bu asgari ücretli bir kişi için geçerli. Biraz kalifiye, biraz satış yapacak, şirketi geliştirecek birini aldığınızda bu rakamlar söz konusu bile olmaz. Orada bir kadro kurmak, şirket kurmak ihracatı oradan takip etmek Türk şirketleri için çok maliyetli oluyor” dedi. 

İhracatla ilgili espirili bir film tavsiyesi: War Dogs

2016 yapımı war dogs filmini izlemenizi tavsiye ederim.

 

Küçük ölçekli bir şahıs firması, ABD ordusunun silah tedariği için ihalelere girer ve olaylar gelişir.  Kara komedi sayılabilecek bir film, izlemediyseniz bir bakmalısınız. Aracı olarak ihaleye nasıl girilir ve işin ucu nasıl kaçırılır; komik şekilde anlatılmış.

 

 

https://en.wikipedia.org/wiki/War_Dogs_(2016_film)

Dış ticarette yeni hedef pazar tespit etmek ve müşteri bulmak – ST Endüstri “Eve İş Götürme” Programı

Endüstri Radyo’da Can Karadut’un “Eve İş Götürme” adlı programına konuk oldum. ODS Danışmanlık İhracat Danışmanlığı Birimi olarak edindiğimiz tecrübeleri paylaşma fırsatım oldu. Dış ticaret alanında

*hedef pazar tespit etmek,
*yeni müşteri bulmak,
*pandemi sonrası ihracat
*pandemi sırasında ihracat alanında öne çıkan ve geri giden sektörler
*sistematik ihracat müşterisi kazanma yöntemleri vb.

bir çok konuda sahadan edindiğim tecrübelerimi aktarma imkanı buldum.

 

 

Video İçeriği

00:00 – Giriş

06:13 – ODS Danışmanlık kimdir, hangi alanlarda faaliyet gösterir?

08:05 – Outsourcing Development Services yaklaşımı nedir?

09:28 – ODS İhracat Danışmanlığı Birimi ne iş yapar?

14:33 – Dış ticaret- Yurtdışı satış- Ticari istihbarat, Uluslararası iş geliştirme… Hangisi doğru kavram? Bunlar arasında bir fark var mı?

17:34 – Uluslararası satış konusunda yeni pazar ve müşteri bulmak isteyen firmaların olmazsa olmaz dikkat etmesi gereken konular nelerdir?

25:24 – Hedef pazarın dilini bilen personel almak yeni bir pazara ulaşmak için yeterli midir?

29:36 – Yeni kurulmuş bir firma doğrudan uluslararası pazarı hedefleyebilir mi?

31:15 – Uzun yıllardır ihracat yapan firmalar ihracat konusunda hangi alanlarda risk taşıyor olabilirler?

34:37 – Pandemi sürecinin ihracata etkisi neler oldu? Bu süreçten olumlu ve olumsuz etkilenen sektörler hangileri? Türkiye bu süreçten nasıl etkileniyor?

38:47 – İdeal bir uluslararası iş geliştirme birimi nasıl olmalı?

 

Çin’de E-ticaret Ortamı ve Fırsatlar

Lumost‘un hazırladığı podcast’ın aşağıdaki bölümünü #uluslararasıticaret#eticaret#çin konularına meraklıların dinlemesini tavsiye ederim. Çok güzel ve özlü bir bölüm olmuş.

 

Podcast’te sözü geçen “AI Super-Powers” kitabını daha önce okumuştum. Çin’in nasıl üretimi önceleyen bakış açısından, inovasyonu önceleyen bir bakış açısına geçiş yapıyor olduğunu güzel örneklerle anlatıyordu.

Podcast bölümünü SPOTIFY üzerinden dinlemek için tıklayın. (22 dakika)

Batıdaki şirketlerin ürünlerini/hizmetlerini sürekli olarak deneyimlediğimiz için, neden başarılı oldukları konusunda az/çok fikir sahibiyiz. Ama Çin tarafına baktığımızda bildiklerimiz oldukça sınırlı. Genel olarak Çin Teknoloji Dünyası’nın bizler için kapalı olduğu bir gerçek. Hala Çin’li bir teknoloji şirketini tanımlamak için Amerika’lı benzerinden yararlanıyoruz.Bu bölümle birlikte, Lumost’un ikinci sezonunda 10 bölümlük Çin dosyasını açıyoruz. Şirket analizlerini daha rahat yapabilmek için bu bölümde Çin’li tüketicileri biraz daha yakından tanıyoruz. Çin’in ulusal politikalarının teknoloji üzerindeki etkisini, bilgisayar yerine cep telefonu üzerinden gelişen teknolojinin artılarına bakacağız.

Bu seriyi hazırlarken Çin Teknoloji Dünyası ya da Çin’in devlet politikası üzerine yazılmış 6 kitaptan yararlandım. Bunlar, Rebecca Fannin’in “Tech Titans of China” ve “Silicon Dragon” isimli kitapları, Edward Tse’nin “China’s Disruptors” isimli kitabı, Kai-Fu Lee’nin “AI Super-Powers” isimli kitabı, Elizabeth Economy’nin “The Third Revolution” isimli kitabı ve son olarak da Amy Webb’in “The Big Nine” isimli kitabı. Yine her zaman olduğu gibi podcast’ler ve bloglar da yol gösterici oldu. “Technode” ve “Tech in Asia” da üretilen değerli içeriklerden yararlandım. “Tech Buzz China”, “Inside China Tech”, “Beyond the Valley”, “996” ve “Acquired” da Çin üzerine çok şey öğrendiğim Podcast’ler oldu.